Bilinç Nedir? Bilincin Nöronal Bağlantıları Nelerdir?

Bilinç nedir? Bilinç, deneyimleme gücüne sahip olduğumuz her şeydir kısaca. Kafanızdan atamadığınız o şarkıdır, çikolatalı musun tatlılığıdır, dişteki zonklayan ağrıdır, çocuğunuza duymuş olduğunuz sevgidir ve tüm duyguların zaman içerisinde sona ereceğine dair o meşum bilgidir.1

Bilinç
Kaynak: MühendisBeyinler

Bazen bu deneyimlerin kökeni ve doğası “kualia” olarak adlandırılmaktadır. Kualia, antik dönemlerin ilk günlerinden günümüze kadar bir gizem olmuştur. Tufts Üniversitesinden Daniel Dennett başta olmak üzere zihin konusuyla ilgilenen birçok modern analitik filozof, bilincin varlığının, anlamsız bir madde evreni olduğuna inanmış ve kabul edilemez bir hakaret, bilincin yokluğunda ise bir illüzyon olduğunu düşünmektedirler.

Onlara göre ya kulia diye bir şey yok, ya da olsa bile bilim tarafından anlamlı bir şekilde incelenemez. Bilim insanlarının çoğu bilincin pek de sorgulamadan kabul etmektedir. Bilincin, bilim tarafından tanımlanan nesnel dünya ile olan ilişkisini anlamaya çalışmışlardır. Bundan yaklaşık olarak 30 yıl önce Francis Crick ve bazı değerli dostları bilinç ile ilgili felsefe tartışmalarını bir kenara bırakıp bunun yerine fiziksel belirtilerini araştırmaya karar vermiştir.

Bilincin ortaya çıkmasını sağlayan, uyarıcılara karşı yüksek derecede duyarlı bu beyin parçasında ne var da bunu yapabiliyor? Eğer bu sorunun cevabını bulabilirsek, daha temel bir problemi çözmeye bir adım daha yaklaşmış olacağız.

Aslında araştırılması gereken şey tam olarak, bilincin nöronal bağlantılarıdır. Yani BNB. BNB, herhangi bir bilinçli deneyim için yeterli olabilecek minimum nöronal mekanizmaların tamamı olarak tanımlanmaktadır.

Örneğin dişinizin ağrıdığını deneyimlemeniz için beyninizde ne olması gerekir? Sinir hücreleri büyülü bir frekansta mı titreşmektedir? Yoksa bilinç nöronları mı aktivite olmalıdır? Bu hücreler hangi beyin bölgelerinde yer almaktadır?

Bilincin Nöronal Bağlantısı

İlk olarak şunu belirtmek gerekir. BNB’yi tanımlarken kullandığımız minimum ifadesi bizler için büyük bir öneme teşkil etmektedir. Çünkü beynin bütünü deneyim ürettiği için BNB olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak belirtmek gerekir ki, beyinde bilincin bulunduğu alan daha da sınırlandırılabilir.

İsterseniz omuriliği ele alarak konumuzu örnekleştirelim. Omurilik, omurga içerisine yerleşmiş, yaklaşık olarak bir milyar sinir hücresinden oluşan, esnek ve boru şeklindeki iki karışlık sinir dokusudur. Eğer ki ense bölgesinden bir travma alınırsa, alınan travma sonucunda omurilik tamamen veya kısmen zedelenirse, travma geçiren kişi; kollarını, bacaklarını, gövdesini felç hissedebilir. Felçli olan bir kimsenin bağırsakları ve idrar kesesi kontrol edilemez, bedeninde herhangi bir his olmaz.

Yine aynı şekilde felçli bir kimse, yaşamını, tüm çeşitliliği ile deneyimlemeye devam eder. Görmeye devam eder, işitmeye devam eder, koklar, duyguları hisseder, hatırlar… Hem de yaşamını köklü bir şekilde değiştiren bu olayın öncesinde sanki hiçbir farklılık olmamış gibi.

Şimdi de serebellumu örnek alalım. Yani beyinciği. Beyin devrelerinin belki de en eskilerinden birisi olan beyincik, bedenin duruşunda, yürüme gibi hareket eylemlerinde, motor hareketlerin karmaşık silselesinde görev almaktadır. Yazı yazmak, herhangi bir enstrümanı çalmak, dans etmek, dağa tırmanmak gibi aktiviteler bizzat beyincikle ilgilidir. Beyincik, beyindeki en etkili nöronlara sahiptir. Sahip olduğu bu nöronlara Purkinje Hücreleri adı verilmektedir.

Chris Gash tarafından çizilen illüstrasyon
Kaynak: Nature

Beyincik, karmaşık elektrik devinimlerine sahiptir. İnce dallı ağaç görünümlü mercanlara benzer bir şekle sahiptir. Beyinciği oluşturan nöronlar yıldıza benzer granül hücrelerdir. Bu hücrelerin sayısı, beynin tüm kısmındaki nöronların dört katı kadardır. Yani 69 milyar civarındadır.

Peki beyinciğin bir kısmı felç kalırsa ya da bir cerrah hatası sonucunda felç bırakılırsa bilince ne olur? Aslında çok az şey olur! Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki beyinciğinde felç olan hastalar bilinçlerinin hiçbir boyutunda eksiklik hissetmezler. Yani bilinçlerinde hiçbir eksiklik olmaz. Sadece gitar çalmada yavaşlama, yazı yazmada zorlanma gibi etmenler ortaya çıkmaya başlar.

İşitmelerde, görme eylemlerinde ve herhangi bir şey hissetmede bir sıkıntı yaşanmaz, benlik duyumlarında bir değişiklik olmaz, geçmiş olayları tıpkı eskisi gibi hatırlanmaya devam eder, gelecekle ilgili planlar kaldığı yerden yürütülmeye devam eder… Kısacası büyük bir zararla karşılaşılmaz. Bir birey beyinciği olmadan doğabilir. Beyinciği olmadan doğan bir bireyde bilinç deneyimine dair dikkate değer ölçüde azalma görülmemektedir.

Muazzam Beyincik Düzeneğinin Neden Öznel Deneyimle Alakası Yoktur?

Muazzam beyincik düzeneğinin, öznel deneyimle bir ilgisi yoktur. Peki ama neden? Bu sorunun cevabı düzeneğin fazlasıyla özdeş ve paralel devrelerinde bulunabilmektedir. Beyincik neredeyse tamamen ileri beslemeli bir devredir; bir dizi nöron diğerini beslemektedir, onlarda bir başkasını…

Beyincik fonksiyonel olarak, yüzlerce hatta daha fazla bağımsız bilgi işlem modülünü içermektedir. Bunlardan her biri farklı motor ve bilişsel sistemlerin hareketlerini kontrol ederken paralel işlev görmektedir.

Bilinç oluşması için zaruri özelliklerden birisi olarak kabul gören etkileşime oldukça nadir rastlanılmaktadır. Omurilik ve beyincik çalışmalarından edinilen önemli bir ders de, bilincin ışığının herhangi bir nöral doku aktive olur olmaz ortaya çıkmadığıdır. Çünkü bunun için daha fazlası gerekmektedir.

Bu ekstra faktör de meşhur serebral kortekste, yani gri maddeden oluşan beynin dış yüzeyinde bulunmaktadır. Serebral korteks,çok karmaşık şekilde birbiriyle bağlantılı, katmanlardan oluşan bir sinir dokusundan oluşmaktadır. Neredeyse bir pizzanın boyutuna sahiptir.

Şimdi zihninizde bir sarışın bir de esmer bir kızı canlandırın. Veya erkeği. Sol gözünüzle sarışına, sağ gözünüzle esmere baktığınızı düşünün. Bir müddet sonra her iki bireyin de üst üste bindiğini görebilirsiniz. Görebileceğimizi düşünebiliriz. Gerçekten de bir süre sarışını görürsünüz, esmer kaybolur. Bir müddet sonra esmeri görürsünüz, sarışın kaybolur. Bu durum sonsuza kadar devam eder. Beynimiz maalesef mutlak bir girdi aldığı için karar verememektedir. Gördüğümüz kişi sarışın mı esmer mi?

Eğer tam bu sırada beyin aktivitenizi kaydeden manyetik bir tarayıcının içinde uzanmış bir şekilde duruyor olsaydınız, deneyi yürüten kimseler posterior sıcak bölge olarak bilinen genişçe bir kortikal bölgenin aktif olduğunu görecektir.

Bunlar gördüğümüz şeyi takip etmemizde rol üstlenen, korteksin posterior kısmında yer alan parietal, oksipital ve temporal bölgelerdir. Tuhaf bir şekilde, gözlerimizden gelen bilgiyi alıp ileten birincil görsel korteks, deneğin gördüğü şeye dair bir bilgi vermemektedir. Yani işaret vermemektedir.

Yani buradan da anlaşılabileceği gibi görüntü, ses, diğer duyumlarlar ile ilgili deneyimlerimiz, posterior korteks içindeki bölgelerde üretilmektedir. Tüm bilinçli deneyimlerin kökeninin bu bölge olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Öznel içeriğe doğrudan katkısı olmayan prefrontal korteksin büyük kısmıyla bu posterior bölgeler arasındaki ciddi fark nedir? Şunu belirtmek gerekir ki, henüz bunu bilmiyoruz! Ama çok yakında bununda cevabını öğreneceğiz.

Bilinçmetre Nedir?

Normal fonksiyonları herhangi bir şekilde sürdürülemeyen, işlevlerini kaybetmiş bireylerdeki bilincin varlığını güvenilir bir biçimde tespit edebilecek bir cihaza klinik ihtiyacı olmasına rağmen, böyle bir cihaz henüz mevcut değildir.

2000’li yılların başlarında Madison’da yer alan Wisconsin Üniversitesinde görev yapan Giulio Tononi ile halen Milan Üniversitesinde görev yapan Marcello Massimini, bir insanın bilinç sahibi olup olmadığını ortaya çıkarmak için zap-zip adını verdikleri bir tekniği geliştirip bu tekniğe öncülük ettiler. Bu iki bilim insanı, kaplanmış bir tel bobini bir deneğin kafasına tuttular ve daha sonrasında da “zapladılar”.

Yani kafatasına, elektrik akımı oluşturabilecek şekilde yoğun manyetik enerji titreşimi gönderdiler. Nöronların mevcut durumunda bir sapma oluşturan bu titreşim, bağlantılı bölgelerdeki nöronların ortak hücrelerinde sırayla uyarılar ardında da ketlemeler meydana getirmiştir. Bunlar da korteks boyunca tekrarlanıp, giderek azalıp yok olan aktiviteye yol açmıştır. Kafatasının dışına yerleştirilen bir elektroensefalogram yani EEG sensör ağı, bu elektrik sinyallerini kaydetmiştir.

Kafatasının altında yer alan, her biri beyindeki belirli bir bölgeye ait olan bu izler, belirli bir süre içerisinde yayılarak bir film ortaya çıkarmıştır.

Daha sonrasında araştırmacılar, bu sezgilerini niceliksel olarak belirleyebilmek amacıyla, filmde yer alan verileri zip adı verilen bir bilgisayar dosyalarında sıkıştırmışlardır. Bu işlem bizlere, beynin tepkisinin ne kadar karmaşık olduğunu tahmin etmeyi sağlayabilecek bir sonuç verdi.

Uyanık durumdaki gönüllülerin düzensiz karmaşıklık indeksi 0.31 ile 0.70 arası bir değer gösterdi ve bu değer gönüllülerin derin uykuya dalmasında ya da anestezi altında kalması durumunda 0.31’in altına indi. Daha sonrasında bu iki çılgın bilim adamı aynı işlemi 81 hastada daha uyguladı. Bu seferde bu yöntem sayesinde, 38 hastadan 36’sında doğru bir şekilde bilinç sahibi olma özelliği gözlemlendi. İki hasta ise yanlış bir biçimd bilinçsiz olarak nitelenmiştir.

Sonuç

Süregiden çalışmalar, nörolojik hastalar için zap-zip tekniğini standardize edip geliştirmenin yanı sıra tekniğin kullanımını psikiyatrik ve pediyatrik hastalara da genişletmeyi amaçlamaktadır. Bilim insanları herhangi bir deneyime yol açan nöral mekanizmaların tam olarak hangileri olduğunu er ya da geç keşfedeceklerdir.

Bu bulgular önemli klinik yansımalara sahip olacak, hasta yakınları için bir umut ışığı olasılığı yaratacaktır. Yine de bazı temel sorulara cevap veremeyecektir. Neden bu nöronlar da, diğerleri değil?

Dipnotlar

1 Fatih Birinci, Bilinç Nedir?, 01.08.2018, Evrim Ağacı, Alınma Tarihi: 08.04.2020, Alınma Yeri: Evrim Ağacı

Kaynakça

Fatih Birinci, Bilinç Nedir?, 01.08.2018, Evrim Ağacı, Alınma Tarihi: 08.04.2020, Alınma Yeri: Evrim Ağacı

Christof Koch, What is Consciousness?, 09.05.2018, Nature, Alınma Tarihi: 08.04.2020, Alınma Yeri: Nature

Elif Edin Dinç, Bilinç Nedir?, 23,05,2018, Bilimoloji, Alınma Tarihi: 08.04.2020, Alınma Yeri: Bilimoloji

Canan Atılgan, Bilinç Nedir?, 24.04.2017, Sarkaç, Alınma Tarihi: 08.04.2020, Alınma Yeri: Sarkaç

Ayrıca Bakınız: Hipnoterapi

Ayrıca Bakınız: Wikipedia

Reklamlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir