Yaşayan En Yakın Akrabalarımız: Primat Nedir?

Yaşayan en yakın akrabalarımız: Primat. Eminim ki hepiniz Primat sözcüğünü en az bir kere duymuşsunuzdur. İnsanın evrimi ya da direkt olarak evrim göz önünde bulundurulduğunda primatlar hakkında birçok bilgi ortaya çıkmaktadır.

Kaynak: Evrim Ağacı

İnsanın evrimi söz konusu olduğu zaman ortaya iki canlı çıkmaktadır: Şempanze ve Goril. Ancak evrimle ilgili tartışmalarda tarafların evrimsel biyolojiyle ilgili teknik donanımı oldukça eksik olduğundan pek ileriye gidemez. Uzaktan veya yakından akraba olduğumuz pek çok maymun türü olsa da şempanzeler, bonobolar, goriller ve hatta orangutanlar dışındakileri maymun diye nitelendiririz. Peki bahsettiğimiz bu maymunlar da kim?

Şempanzeler veya gorillerden öte, bahsetmiş olduğumuz akrabalarımız kimler? Gelin bu makalemizde insanın evrim ağacı üzerindeki en yakın dallarını, yani en yakın akrabalarımızı tanıyalım.

İlk olarak taksonomi nedir ona bakalım. Taksonomi, biyolojik türlerin sınıflandırılması bilimidir. Biz bu makalemizde sizlere sadece yaşayan akrabalarımızdan bahsedeceğiz. Çünkü soyu tükenmiş olan akrabalarımız bizce ayrı bir makaleyi hak edecek kadar bir konudur.

Konuya başlamadan önce tekrar belirtmek isteriz. Biz burada kuzenlerimizden bahsederken, halen varlığını sürdüren türlere odaklanmaktayız. Dolayısıyla bu makale içerisinde en yakın sözcüğü yaşayan kuzenlerimizi temsil etmektedir.

Homo: Tüm İnsan Türleri

Daha önce yayınlamış olduğumuz insan ve insansıların gizemli geçmişi adlı makalemizde bütün insan türlerine yer vermiştik.

Şempanzeler ve bonoboların ortak atasıyla olan ortak atasından yaklaşık olarak 6 milyon yıl önce ayrılan insan kolu günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

Homo cinsine, bundan 2.5 milyon yıl öncesinde rastlanılmamaktadır. Homo cinsine ait ilk tür Homo Habilis olarak düşünülmektedir.

Homo Habilis

Şempanzeler ve Bonobolar

Homo Sapiens yani insan türünün en yakın akrabaları şempanzeler ve bononolardır. Bilimsel olarak Pan cins ismiyle adlandırılan şempanzeler ve bonobolar, akrabalık bakımından bizlere yakın olmaktan ziyade birbirlerine daha yakındırlar.

Bonobolar

Yani şempanzeler ve bonobolar kardeş, biz ise onların kuzenleriyiz. Şempanzeler ve bonobolar ile ortak atamız 6 ile 7 milyon yıl öncesine dayanmaktadır.

Pan cinsi, Kongo Nehri’nin iki yakasında yaşayan, coğrafi olarak izole olmuş iki ayrı tür barındırmaktadır: Pan Troglodytes yani Şempanze ve Pan Paniscus yani Bonobo.

Bu iki tür, birbirinden yaklaşık 1 milyon yıl önce, coğrafi izolasyon sonucu meydana gelen türleşme sonunda ayrılmışlardır. Bu iki tür insana en yakın hayvan türüdür. Türler arasında %94-99 arası benzerlik bulunmaktadır. İlginç olan bir şey bulunmaktadır.

2005 yılına kadar şempanzelere ait fosiller bulunamamıştır. 2005 yılından itibaren ise şempanze fosilleri fosilleri bulunmaya başlamış, Dünya’nın farklı yerlerinden farklı fosil bulgularına ulaşılmıştır.

Şempanzelerin ve Bonoboların Özellikleri

Kenya’da bulunan fosiller sayesinde, 1.5 milyon yıl kadar önce, Orta Pliyosen Dönemi’nde Pan cinsi ile insanların birlikte yaşadığı kanıtlanmıştır. Şempanzeler 1.7 metre boyundadırlar ve 70 kilograma kadar çıkan bir ağırlığa sahiptirler. Dişi şempanzeler biraz daha kısa boylu ve biraz daha az kiloya sahip olmaktadır.

Şempanzelerin kolları da bacaklarından uzundur. Bonoboların daha kısa kolları ve daha uzun bacakları bulunmaktadır. Karada, şempanzeler ile goriller aynı şekilde yürümektedir. Şempanzelerin ayak yapısı iki ayak üzerinde yürümeye en uygun olan insansı maymundur. (İnsan Hariç)

Bonobolar ise, bu konuda şempanzelerden daha da iyidir. Çoğu zaman iki ayak üzerinde yürümektedirler. Şempanzelerde kuyruksuzdur ve genellikle koyu renktedir. Yüzleri, elleri ve ayakları kılsızdır. Derileri pembeden başlayarak koyu renklere kadar değişiklik göstermektedir.

Bonobolar ve şempanzeler arasındaki farklar henüz aşırı olmamakla birlikte iki türü birbirinden ayırt etmek kolaydır. Özellikle de cinsel ve davranışsal olarak çok temel farklara sahiptirler. Şempanzeler birincil erkeğin liderlik ettiği ikincil erkeklerden oluşan bir ekiple avlanırlar. Omnivorlardır.

Şempanzeler oldukça saldırgan bir yapıya sahiptirler. Bonobolar ise avcılıktan ziyade daha çok meyvelerden beslenirler ve cinsiyetler arası eşitlikçi, saldırgan olmayan bir yapıya sahiptirler. Anaç yapıdadırlar.

Bonobolar çok sık cinsel ilişkiye girmektedir. Ayrıca eşcinsellik bonobolarda oldukça yaygındır. Bonobolar, popülasyon arası sorunları cinsel ilişki aracılığıyla çözmektedirler. Her iki tür de oldukça başarılı bir şekilde alet üretebilmektedir. Ancak tercihlerinde farklılıklar meydana gelebilmektedir.

Şempanzeler yiyecek toplamak ve duygularını ifade etmek için aletler üretmektedir. Sembolleri kullanarak iletişime geçerler. Öğrendiklerini birbirlerine öğretirler. İnsanların dilini anlayabilir ve tepki verebilirler. İlginç olarak gelecek hakkında plan yapabilirler. Şempanzeler yaptıkları aletlerle termitleri yuvalarında ani bir baskın ile avlarlar.

Araştırmalara göre şempanzeler son 4.300 yıldır alet kullanabilmektedir. Bu durum bizlere şempanzelerin beyninin zaman içerisinde evrimleştiğini göstermektedir. Bazı şempanzeler, mızrak yapıp fırlatabilmektedir. Yapmış oldukları mızraklarla Galagoları avlayabilmektedirler.

Diğer Özellikler

Şempanzeler güçlü bir empati yetisine sahiptir. Şefkat, en gelişmiş özellikleri içerisinde yer almaktadır. İlginç bir şekilde, şefkat konusunda çok bencildirler. Her ne kadar en gelişmiş özelliklerinden birisi şefkat olsa da, sadece kendi gruplarındaki bireylere şefkat göstermektedirler. Yine ilginç bir durum gözlemlenmiştir. Bazı erkek şempanzeler yalnız kalmış yavru şempanzeleri gördüklerinde onları evlat edinebilmektedir.

Şempanzeler aşık olabilmektedirler. Ayrıca bu tür, gün batımı gibi kavramlara da yer verebilmektedir. Yine bir ilginç bilgi, şempanzeler yağmur dansı da yapmaktadır. Ayrıca şempanzeler etraftan topladıkları cisimlerle kendilerine özgü oyunlar üretebilmektedir. Şempanzeler, kelimeleri kullanmadan özelleşmiş seslerle iletişim kurabilmektedir.

Ayrıca jest ve mimklerini de kullanabilmektedirler. Washoe adındaki bir şempanze Amerikan İşaret Dilinde yer alan 800 simgeyi öğrenmiştir. Üstelik bunu kendi başına, kendi rızasıyla yapmıştır. Ayrıca şempanzeler 1’den 9’a kadar olan sayıları ve aralarındaki ilişkileri öğrenip yıllarca kullanmaktadırlar. Hafızaları güçlüdür.

Unutkanlık yoktur. Bir şeyleri unutmadıkları gibi yıllarca unutmazlar. Kahkaha atabilmektedirler. Aynada kendilerini tanıyabilmektedirler. Gıdıklanmaya da insanlar gibi tepki vermektedirler, gülebilmektedirler. Bonobolarda bu özelliği yapmaktadırlar. Bonoboların bu özelliği insanlarınkine çok daha yakındır.

Hominini

Hominini, Goriller ayrıldıktan sonra geriye kalan insanlar ile Pan cinsini barındırmaktadır. Hominini Hominina giden alt koldur. Pan cinsi, bundan altı milyon yıl önce insanlardan ayrılmıştır.

Onlardan sonra en yakın akrabalarımız sırasıyla goriller, orangutanlar, gibonlar, Siyamang maymunlarıdır. Sırasıyla dememizin sebebi, bunlarla olan ortak atalarımızı tespit edebilmek için, evrim tarihinde hep daha geriye gitmemizin gerekli olmasıdır.

Goriller (Gorillini)

Goriller, Orta Afrika’da yaşayan güçlü yapılı insaymunlardır. 2 türe ve 4-5 alt türe ayrılmaktadırlar. Bunlar: Gorilla gorilla ve Gorilla beringei’dir. Gorillerin genleri, insanların genlerinden sadece ortalama %1.6’lık bir kısımla farklıdır. Goriller, genel olarak el parmaklarını boğum yaparak ve onlardan destek alarak, dört ayak üzerinde yürümektedirler.

Kısa mesafelerde iki ayak üzerinde yürüdükleri de bilinmektedir. Erkekler genelde 1.7 metre civarında bir boya sahiptirler ve 140 ile 200 kg arasında bir kiloya sahiptirler. Dişiler ise erkeklerin yarısı kadardır. Her ne kadar renklerinde değişiklikler tespit edilse de genellikle koyu bir renge sahiptirler. Hemen hemen bütün gorillerin kan tipi aynıdır. B tipi. Gorillerin de tıpkı insanlar gibi kendilerine has parmak izleri bulunmaktadır.

Goriller grup halinde yaşamaktadırlar. Her grubun bir erkek lideri bulunmaktadır. Bütün kararları o erkek lider almaktadır. Uyuşmazlıkları o çözmektedir. Dişi goriller erkek gorillere bağımlı olarak yaşamaktadır. Erkek goriller ile dişi goriller arasında çok sert bir ilişki bulunmaktadır. Çok nadir yaşanan olaylar haricinde erkek goriller, dişi gorillere zarar vermemektedir.

Kimi goril klanlarında birden fazla erkek goril liderdir. Hatta kimi goril klanlarında sadece erkek goriller yer almaktadır. Goriller, sadece insanlara ve bonobolara özgü olan yüz yüze cinsel ilişkiye girme eylemi görülmektedir. Dişi gorillerin genelde hamilelik süresi 8.5 aydır. Goriller yılda 1 kere çiftleşmektedir.

Goriller gelişmiş bir ses yapısına sahiptirler. Bilim insanları gorillerin 25 farklı ses tipini tanımlayabilmişlerdir. Goriller oldukça gelişkin bir zekaya sahiptirler. Hatta Koko adı verilen bir goril Amerikan İşaret Dili’ne ait 1000’den fazla işareti anlayıp bu dilde cevap vermiştir. Aynı zamanda da 2000’den fazla kelimeyi tanımaktadır.

Goriller tıpkı insanlar gibi gülüp acı çekerler. Çok güçlü duygusal yapılara sahiptirler. Zamanın farkındadırlar. Hatta bazı gorillerin dini inanca sahip olduğu düşünülmektedir. Goriller gelişmiş alet yapma gücüne sahiptirler.

Homininae

Bu aile grubu temelde Hominini ile Gorilini cinsini barındırmaktadır. Bu kısıma ek olarak orangutanlar da katılmaktadır.

Orangutanlar (Ponginae)

Bu alt aile Hominidae ailesi içerisinde ayrılan ilk türdür. 7 farklı cinsi barındırmaktadır. Ne yazık ki bu 7 farklı cinsten sadece 1 tanesi hayattadır. Diğer 6 tanesinin nesli çoktan tükenmiştir. Geriye sadece Pongo cinsi kalmıştır. Ve bu Pongo cinsi de Orangutan anlamına gelmektedir.

Soyları tükenen altı cinsin isimleri şöyledir: Gigantopithecus, Sivapithecus, Lufengpithecus, Ankarapithecus, Ouranopithecus ve Griphopithecus. Bunlar arasında bizim ilgimizi daha çok çekmeyi başaran Ankarapithecus’tur. Bu cins, Geç Miyosen Dönemi’nde yaşamış ve 25 kilogram bir ağırlığa sahip olmuş bir türdür. 1950’lerde Ankara’da keşfedilmiştir.

Pongo; Asya’da ağaçlar üzerinde yaşamaktadır. Diğer insaymunlara göre daha uzun kıllara sahiptir. İnsaymunlar arasında yer alan en zeki cinslerden birisidir. Dalları kullanarak kendilerine yatak, çatal vb aletler üretmektedirler. Genellikle kızıl-kahverengi renktedirler. Günümüzde bu cinse ait iki tür yaşamaktadır. Bunlar: Pongo pygmaeus ve Pongo abelii’dir.

Orangutanlar genel olarak 1.2 ile 1.5 metre arası bir uzunluğa sahiptir. 30 ile 80 kilogram arası bir kiloya sahiptirler. El yapıları insanlarınkine çok benzemektedir. Ayak yapılarında insanlardan farklı olarak hareketli bir başparmak bulunmaktadır. Orangutanlar yüzememektedir. Tek bir tür hariç. İnsaymunlar arasında en çok ağaçta kalan türdür ve hemen hemen her dakikalarını ağaçta geçirirler.

Günlerinin çoğunu beslenerek veya avlanarak geçirmektedirler. Genellikle meyve yemektedirler. Genellikle yalnız yaşarlar. Bazı orangutanlar aynı popülasyonda kalırken bazı orangutanlar popülasyon değiştirmektedir. Bu sebepten ötürü bilim insanları bu türe yalnız ama sosyal lakabını takmışlardır.

Alet yaparak böcekleri yuvalarında avlama yetisine sahiptirler. Zaman içerisinde orangutanların zekaları keşfedilmiştir. Hatta bazı orangutanlar yaprakları hoparlör şekline sokarak seslerini duyurmayı başarmışlardır.

Hominidae (Yüksek İnsaymunlar)

Bu aile 4 cins taşımaktadır. Şempanze, goril, insan ve orangutan. Ortak ataları günümüzden 14 milyon yıl önce yaşamıştır. Henüz bu türe ait fosil kaydı bulunamamıştır. Günümüzde bütün yüksek insaymunlara hominid denilmektedir.

Hominid

Hominidae, büyük ve kuyruksuz maymunlardan oluşmaktadır. En küçükleri 30-40 kg kiloya sahip olan Bonobo maymunlarıdır. En büyükleri ise 140-180 kg sahip gorillerdir. Hominidae içerisinde genelde erkekler daha uzun ve daha ağırdır.

Pek çoğu yarı-zorunlu dört ayaklılardır. Gerektiği zaman iki ayak üzerinde yürüyebilseler de çoğunlukla elleri ile yürümektedirler. Çoğu hem etçil hem de otçuldur. Ancak belirtmek gerekir ki; insanlar hariç çoğu meyve yemeyi çok sevmektedir.

Yiyecek miktarı az olduğundan dolayı bambu yaprakları ve gövdelerini de yiyebilmektedirler. Hominidlerin dişleri temel olarak Eski Dünya Maymunlarınkine benzerken, insanların çeneleri ve dişleri diğer kuyruksuz maymunlara göre daha küçüktür. Bunun sebebi ise atalarımızın ve bizim bir milyon yıl kadar bir süredir pişirilmiş et yememizdir.

Kuyruksuz maymunların çoğunda gebelik yani hamilelik 8 ile 9 ay arası sürmektedir. Genellikle erkek hakim durumdadır. Ancak yemek kıtlığı yaşandığı zaman dişiler yemek aramaya gittiklerinde erkekler dişileri kontrol edememektedir. Hatta bu gidişler sonucunda dişiler başka erkeklerle çiftleşmektedir. Böylelikle gen aktarımı meydana gelmektedir.

Goriller şempanzelere göre daha fazla cinsel çift-biçimlilik barındırmaktadırlar. Yüksek Kuyruksuz Maymunlar gelişmiş zekaya ve ses çıkarabilme becerisine sahiptir. Hatta Kanzi adı verilen bir bonobo maymunu, insan dilinin %93’ünü başarıyla anlayabilmektedir.

Gibongiller (Hylobatidae)

Düşük maymunlar veya küçük insansı maymunlar olarak da geçmektedirler. Kromozom sayılarına göre 4 cinse ayrılmaktadırlar. Hilobatlar, Hulok Gibonları, Sarı Yanaklı Şebekler, Siyamang. Gibonlar genellikle tropikal veya alt tropikal iklimde yaşamaktadır.

Tam bir gerçek hareket ustasıdırlar. Çok hızlı bir şekilde ağaçtan ağaca ilerleyebilirler. 8 metreye kadar zıplayabilmektedirler. Gerekirse yerde iki ayak üzerinde durabilmektedirler. Aralarında en irileri Siyamang’tır.

En önemli özellikleri, bilek eklemlerinin yuvalı yopuzlu eklem şeklinde olmasından dolayı bileklerini iki yönde hareket ettirebilmeleridir. Son derece sosyal bir türdür. Sesleri 1 kilometre öteden bile duyulabilmektedir. Ses çıkarmada son derece uzman olan bu türün erkekleri dişileri etkilemek için şarkı söyleyebilmektedir.

Gibonlar, insaymunların soyağacında dış grup olarak yer almaktadırlar. Bunun sebebi ise en başta bahsettiğimiz gibi bu aile ortak atadan ayrılan ilk ailedir. Gibonlar, diğer maymunlardan yaklaşık 15-20 milyon yıl önce ayrılmıştır.

Kuyruksuz Maymunlar

İşte bizi ve tüm yakın kuzenlerimizi içine alan süperaile Kuyruksuz Maymunlar. Bu ailenin bilimsel adı Hominoidea’dır. İngilizce ape olarak bilinen grup budur.

Dolayısıyla hepimizin de bildiği bir film olan Planet of the Apes, maymunlarla ilgili değil kuyruksuz maymunlarla ilgili bir filmdir.

Evrimsel olarak kuyruksuz maymunlar, diğer maymun türlerinden zeka ve çeşitli fiziksel özellikler bakımından farklıdır.

Kuyruksuz Maymunlar, 135 tür gibonu barındıran Gibongiller familyasını ve 4 tür yüksek maymunu barındıran İnsangiller familyasını kapsamaktadır.

Bu insangiller ise şempanzeleri, gorilleri, insanları ve hatta orangutanları barındırmaktadır.

İnsanlar ve Goriller hariç bütün kuyruksuz maymunlar, ağaçlara tırmanma konusunda ustadır. Çoğu omnivordur (hem etçil hem otçul). Kuyruksuz maymunların çoğu Afrika ve Asya’da yaşamaktadır. (İnsan hariç)

Richard Dawkins kitaplarının çevirmenleri bu aileye İnsansı Maymun veya İnsaymun adını vermişlerdir.

Eski Dünya Maymunları

Biz insanların yani kuyruksuz maymunların en yakın akrabası, Eski Dünya Maymunları’dır. Biz Kuyruksuz Maymunlar, bu Eski Dünya Maymunların’dan ayrılarak evrimleşmiş bir canlı grubuyuz. Bu evrimsel yolun 25 milyon yıl kadar sürdüğü tahmin edilmektedir.

Peki kim bu Eski Dünya Maymunları? Bu grup devasa bir grup olmakla beraber bünyesinde 135 tür maymunu kapsamaktadır. Babunlar, makaklar, vervetler, kolobus maymunları, lutunglar, doklar bu grubun sadece birkaç üyesidir.

Kuyruksuz Maymunları ve Eski Dünya Maymunları’nı bir arada toplayan gruba Catarrhini (aşağı burunlu) adı verilmektedir. Çünkü bu maymunların burnu aşağıya doğru bakmaktadır. İnsanın da burnu aşağıya doğru bakmaktadır. Buradan yola çıkarak insanın bir Catarrhini türü olduğu söylenebilir.

Bu tür çok geniş coğrafya’da yaşamaktadır. Temel olarak Afrika ve Asya’da bulunurlar. İrilik açısından ortalama bir büyüklüğe sahiptirler. Bu türe ait üyelerin kimi ağaç üzerinde yaşarken kimi üyeleri de karada yaşamaktadır. Burun yapıları basık değildir, son derece dardır.

Yeni Dünya Maymunların’dan farklı olarak kavrayıcı bir kuyruğa sahip değillerdir. Son derece kısa ve güçsüz kuyruğa sahiptirler. Bu tip maymunlarda 3 renkli görüş bulunmaktadır. 8 adet premolar dişi bulunmaktadır. Çoğu hem etçil hem de otçuldur. Ama genellikle yeşillik ile beslenmeyi tercih etmektedirler. Bazı türleri ise vejetaryen’dir.

Yeni Dünya Maymunları

Peki Eski Dünya Maymunlarının en yakın akrabası kim? Yeni Dünya Maymunları… Bilimsel adları Platyrrhini’dir. Bu kuzenlerimizin burunları bizimkisi gibi değil. Bizim burunlarımız çıkıntılı iken kuzenlerimizin burnu düz. Hatta dümdüz. Burun delikleri, iki yana dönük gibidir.

Eski Dünya Maymunları evrimsel süreç bakımından daha eski bir parvtakım’dır. Parv ya da Parvus Latince bir kökenden gelmekle beraber küçük veya önemsiz anlamına gelmektedir. Taksonomik Hiyerarşide infratakımın hemen altında yer almaktadır.

Eski Dünya Maymunları ilk evrimleşen gruptur. Yeni Dünya Maymunları, Eski Dünya Maymunların’dan ilk ayrılan gruptur. Bu ayrım günümüzden 35 milyon yıl öncesinde gerçekleşmiştir. (Molecular Biology & Evolution dergisi tarafından yayınlanan bir araştırmaya göre)

Bu ayrımın en temel sebebi, Afrika’daki maymunların bazılarının Atlas Okyanusu’nu aşarak Güney Amerika’ya ulaşmasıdır. Yeni Dünya Maymunları kavrayıcı kuyruk yapısına sahiptirler. 3 renkli görüşe sahip değildirler. 12 adet premolar dişleri bulunmaktadır.

Simiyenler (Tüm Maymunları Birleştirme)

Eski Dünya Maymunları, Yeni Dünya Maymunları ve Kuyruksuz Maymunlarını toplayan gruba Simiiformes adı verilmektedir. Türkçeye Simiyenler olarak çevrilebilmektedir. Bunlara basitçe maymun diyebiliriz. Simiyenler iki gruba ayrılmaktadır: kuyruklu maymunlar ve kuyruksuz maymunlar.

Simiyenlere doğrudan maymun demek için ikinci neden ise taksonomik sebeptir. Simiyenlerin dışındaki primat gruplarının tamamı, maymun olmayan canlılar. Simiyen olmayan primatlara, prosimiyen adı verilmektedir. Bu da Türkçeye ön maymun olarak çevrilmektedir. Yani erken primatlardan, maymunlara giden evrimsel yolda bir ara geçiş grubu…

İnsan ve diğer yakın akrabaları sadece kuyruksuz maymun türleri değillerdir; aynı zamanda da birer maymun türüdür.

Tarsiyerler

Simiyenlerin, ya da maymunların en yakın akrabalarıdır. Bu canlılar evrimsel geçiş özellikleri ve evrimsel biyoloji çalışmaları bakımından oldukça ilginç hayvanlardır. Uzun bir süre boyunca ön maymun mu yoksa maymun mu oldukları tartışılmıştır.

Kısa Burunlu Maymunlar

Bu grubun popüler bilimdeki adı kuru burunlu maymunlardır. Bu grup temel olarak tarsiyerleri, maymunları ve kuyruksuz maymunları barındıran gruptur. Yani bu grup, biz Kuyruksuz Maymunları da içeren simiyenleri de bünyesinde barındırmaktadır. Test etmek için burnunuza dokunmanız yeterli olacaktır.

İnsanlar Maymunlardan Gelmez! İnsanlar Zaten Maymundur!!!

Bunu defalarca belirtmiş olsak da yukarıdaki taksonomi bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadır. İnsanlar, maymunlar infra takımının bir üst familyasıdır. Yani bilimsel olarak insanlar maymundur. Evrimsel biyoloji açısından insan dediğimiz tür, maymun dediğimiz infra takımdan gelemez ve evrimleşemez.

Çünkü infra takımının günümüzdeki üyeleri zaten modern hayvanlardır. Ve bir modern hayvanın atası, çağdaşı bir diğer modern hayvan olamaz. Bu sebepten ötürü insanlar ile diğer maymunların ortak atası, bir diğer maymun olamaz. Bu ortak ata, bundan 47 milyon yıl önce Eosen Dönemi’nde yaşamış olan Darwinius Masillae (Ida) isimli bir türdür.

Islak Burunlu Maymunlar

Kimin burunları ıslak? Burunları ıslak olanlar kuru burunlu maymunların en yakın akrabası olan Strepsirrhinilerdir. Yani ıslak burunlu maymunların.

Islak burunlu maymunlar, içerisinde 32 tür cüce lemur ve fare lemuru, 1 tür ayayı, 22 tür lemuru, 26 tür sportif lemuru, 19 tür yünlü lemuru, 9 tür loris, potos ve türevlerini, 19 tür galagoyu barındıran bir gruptur. Tarsiyerler hariç bütün Ön Maymunlar’a Islak Burunlu Maymunlar denilmektedir.

Ön Maymunlar sadece Madagaskar Adası’nda ve Güney Doğu Asya’da bulunurlar. Bir grubu da Afrika’da yaşamaktadır. Lemurlar, lorisler, galagolar ve tarsiyerler bu gruba girmektedir.

Ve Son Durak: Primat

Kuru burunlu maymunlar ve ıslak burunlu maymunlar bir araya gelerek, o meşhur taksonomik takımı oluşturmaktadır: Primatlar.

Primat

Primat deyip geçmeyin! Primat grubu devasa bir gruptur. Primat grubu içerisinde 350 civarında yaşayan tür bulunmaktadır. Soyu tükenen türleri de Primat grubuna eklersek bu sayı binleri geçmektedir.

Bu taksonomi içerisindeki her bir canlının kendine özgü bir evrimsel geçmişi, biyoloji ve davranış özellikleri bulunmaktadır. Biz burada son derece yüzeysel olarak primat içerisindeki kuzenlerimize bir bakış attık.

Primatları Yakından Tanıyalım

18. Yüzyıl’da ilk defa Linnaeus tarafından anatomik yapı, davranış örüntüleri ve homolojik karakterlerine bakılarak tanımlanan bir takımdır. Memeliler takımının en zeki canlıları olarak bilinmektedirler ve bu sebepten dolayı bu takımın ismi primer anlamına gelen sözcükten türetilmiştir. Beyinlerini aktif olarak kullanabilmektedirler.

Günümüzde yaşayan 100 civarında primat soyu tükenme tehlikesi altındadır. Bazı primat türlerinin ise çok az bireyi kaldığı bilinmektedir.

Primatların Ayırt Edici Özellikleri

Primatları diğer canlılardan ayıran birçok özellik bulunmaktadır. Bunlar:

  • Pençe yerine yassı tırnaklarının olması,
  • El ve ayakların kavrayıcı olması,
  • Dik durmaya doğru eğilim,
  • Köprücük kemiğinin korunması,
  • Dişler ve diyette genelleşmiş diş yapısı ve diş dizilimi,
  • Hem etçil hem de otçul beslenme şeklinin olması,
  • Duyular, beyin ve davranışlar açısından koklama merkezinin zayıflamasıyla birlikte koku alma duyusu ve burun yapısındaki gerileme,
  • Görme duyusunun artmasıyla binocular ve stereoskopik derinlik algılama özelliği,
  • Beynin büyümesi vve kompleks bir yapıya eğilim göstermesi,
  • Gebelik sürecinin uzaması,
  • Öğrenilmiş davranışlara imkan sağlayacak biçimde ebeveyne bağımlılığın azalması,
  • İçgüdülerle değil beynin fonksiyon kazanmasıyla öğrenme eğilimi.

Primatlar genel olarak tropikal ya da yarı tropikal iklim özellikleri gösteren alanlarda yaşarlar. Bazı türler sadece soğuk iklime uyum sağlamışken diğer tüm primatlar hem iklim şartına uyum göstermişlerdir. Primatların yaşadıkları ortamlara uyum sağlarken kendilerine özgü yaşam stratejileri ve davranış kalıplarını da geliştirmişlerdir.

Primatlarda el ve ayakta beş parmak bulunmaktadır. Evrim sürecinde birçok hayvan taban üzerinde yürüyen bir atadan parmakları üzerinde yürüyen bir şekle evrimleşirken topuk yukarı doğru kaymış, parmak sayısı da kaynaşarak azalırken insan türünün de içinde bulunduğu primat takımında bu özellik değişmemiştir.

Primat takımında parmaklar oynar ve hareketlidir. Eski ve Yeni Dünya Maymunları’nda el ve ayak parmaklarının tamamı kavrama hareketine katılırken insanın sadece elleri bu işlevi yerine getirmiştir. Başparmakları diğer parmaklarla karşılaşabilen primatlar objeleri sadece elleriyle değil, kavrama özelliğine sahip ayaklarıyla da tutabilirler. Ayrıca Yeni Dünya Maymunları’nda kuyruk 5. el işlevi görmektedir. Primatlar, dik, yarı dik veya dört ayak üzerinde hareket ederler.

Primatlar meyve, çiçek, bitki tohumları, ağaç kabukları, dallar, bitki kökleri, böcekler ve küçük hayvanlarla beslenirler. Beslenmelerinde mevsimsel özellik gösteren primatlar aynı dönemde aynı besin türleriyle beslenmektedir. Daha çok enerji ve besleyici değeri yüksek olan besinler tercih edilmektedir.

Sonuç

Görebileceğiniz gibi, her canlının akrabalarıyla oldukça karmaşık ve bir o kadar da muhteşem bir ilişkisi vardır.

Evrimsel Biyoloji, sadece tek bir açıdan değil, yüzlerce ve hatta binlerce açıdan olaya bakarak, bir dedektif edasıyla canlılar arasındaki tüm ilişkileri ortaya çıkarır ve Taksonomi’yi de kullanarak bu bağları gösteren şemalar hazırlar, sınıflandırmalar yapar.

Evrimsel Biyoloji çok güçlü bir bilim aracıdır ve bizlere kim olduğumuzu söyleyebilecek apaçık tek bilgi türüdür.

Kaynakça

Çağrı Mert Bakırcı, İnsanın Yaşayan En Yakın Akrabaları: Primat Nedir?, 09.01.2015, Alınma Tarihi: 09.04.2020, Alınma Yeri: Evrim Ağacı

Ayrıca Bakınız: Wikipedia

Reklamlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir